Araştırma

Mütevazi Kuşlar

Tavus kuşu pek çok kimsenin ihtişamlı tüylerinden tanıdığı göz kamaştıran bir hayvandır. Ebru sanatının, tüylerinin rengindeki ahenkten ilham aldığı tavus kuşlarının bu göz alıcı fiziksel özellikleri sadece erkek tavus kuşlarında mevcuttur ve genelde dişilerini etkilemek için kullanırlar narin kanatlarını. Zira hayvanların erkekleri, insanların ise dişileri güzel ve ilgi çekicidir. Sanıldığının aksine tavus kuşları tavuklar gibi değildir. Yani uçma özelliğine sahiptirler.

Ancak upuzun kuyrukları uçmalarını engellediği için havada kalabilecekleri süre oldukça kısıtlıdır. Genellikle bu uçmaları da yüksek bir yerden süzülme şeklinde olur. Bu kuşun Mavi, Yeşil ve Kongo Tavus Kuşu olmak üzere üç farklı cinsi vardır. Anavatanı Hindistan ve Seylan Ormanları olan tavus kuşlarının maalesef nesli tükenmeye çok yakın. Bunun için özel bir koruma altındadırlar. Baş döndürücü güzelliği o kadar ileri seviyeye gitmiştir ki; bir zamanlar eski Roma’da tanrıyı temsil eden hayvan olmuştur.

Tavus kuşu, gerçek manada hakiki bir Müslüman şahsiyetini andırıyor. Zira tavus kuşları kanatlarını açınca ayaklarına bakarlar ki ayakları göz kamaştırıcı vücutlarının yanında pek ihtişamsız kalmaktadır. Yani dışarıdan onu izleyen gözler adeta ressamın resmiyle mest olurken tavus kuşları hiç de dikkat çekici olmayan ayaklarına bakar. Kuran-ı kerimde bahsedilen gerçek bir Müslüman da tıpkı bu şekildedir. Kendisi her konuda insanlara yardım etmeye çaba gösterir, iyi kötü demeden insanlara hizmet eder.

Şayet onu görenler bu halinden memnun kalır da onu övmeye başlarsalar o Müslüman hemen kalbinin derinliklerinde bir mekâna sığınır ve mahcup bir şekilde şöyle dua eder; ”Rabbim, onlar benim hatalarımı ve günahlarımı bilmiyorlar, bilselerdi böyle söylemezlerdi. Sen benim günahlarımı affet.” Gerçek Müslüman vicdan sahasında herkesin günahkâr olduğunu bilir ve başkasının kusurlarına bakmadan kendi hatalarını düzeltmek için uğraşır.

Nitekim ahirette her insan ” Keşke daha fazla amel işleseydim de bir mertebe daha yukarıda olsaydım.” diye hayıflanacaktır. Derler ki; hüsranda olan kimse başkasının kusurlarını aramaktan dolayı kendi kusurlarını göremeyendir. Bu yüzden hayatı boyunca kendisini madden ve manen geliştirmekten mahrum kalacaktır. Şüphesiz insan hatalarıyla büyür ve mesafe kateder. Ayrıca hatalarının ve eksikliklerinin farkında olanlar her vakit kötüyü iyiyle iyiyi de daha iyiyle değiştirmekle uğraşırlar.

Kendi kusurları ile meşgul olduğu için başka insanların hatalarını görmeyen kimse, bu hayattaki en huzurlu insan olmak yolunda ilk adımını atmış demektir. Kendi eksiklerimizi görmek hususunda tavus kuşu kadar olabilirsek ne mutlu bize.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir