Islahatçı Sultan II. Mahmud
Bir zaman düşünün Osmanlı İmparatorluğu’ndan geriye yalnızca küllerin kaldığı, ‘’Kardeşim’’ dediklerinizin, en güvendiklerinizin bile sırtınızdan bıçakladığı, gavur öldürür gibi şehzade öldürenlerin kol gezdiği, devlet işlerinden anlayan tek bir mahlukun kalmadığı. Bir de bir padişah düşünün bu devirde tahta oturtturulan.
Hangimiz isterdi ki bu zamanda padişah olmak, üstüne üstlük tahta çıkmadan hemen önce canınıza kastedilmişken. Bir çoğumuz Osmanlı padişahlarına, şehzadelerine gıpta ile bakar ‘’Adamdaki şansa bak be padişah olmuş, şehzade olarak dünyaya gelmiş.’’ der (Ama her şey göründüğü gibi değildir.) Sahiden padişah olmak, şehzade olarak dünyaya gelmek büyük bir şans mıydı yoksa ateşten gömleği diri diri giymek miydi?
Neyse şimdi konumuza dönelim. Bu sayımızda namı değer ‘’Islahatçı Padişah’’ Sultan II.Mahmud’tan söz edeceğiz. Arkanıza Yaslanın Başlıyoruz!
TAHTA ÇIKIŞI VE ŞEHZADELİK YILLARI
1785 Yazı Nakşidil Sultan ve Sultan I.Abdülhamid’in oğlu olarak fani aleme gözlerini açtı. Şehzadeliği dini ve fenni ilimleri tahsil etmek ve amcası III.Selim’den askeri, teknik bilgiler alarak geçti. Yine amcasının ıslahatçı hareketlerini benimseyerek 20’li yaşlarına kadar geldi. 22 Yaşında amcası Sultan III.Selim tahttan indirilerek yerine ağabeyi IV.Mustafa getirildi. Daha bir yıl geçmemişti ki IV.Mustafa da tahttan indirilmek istendi.
Bu sebeple Alemdar Mustafa Paşa tahta tekrar çıkarmak amacıyla kadim sultan III.Selim’in yanına gitmek için yola koyuldu. Ama daha yolun yarısındayken III.Selim’in ibadet ederken kalleşçe şehit edildiği haberi geldi. IV.Mustafa taraftarları III.Selim’le de yetinmeyerek tahtın kalan son varisi Şehzade Mahmud’u da öldürmek istediler ama Şehzade Mahmud, severleri tarafından çoktan kaçırılmıştı.
Bunun haberini alan Alemdar Mustafa Paşa ordunun da desteğiyle Şehzade Mahmud’un yanına giderek diz çöktü, eteğini öptü ve biatını sundu. Böylelikle tahta Sultan II.Mahmud oturdu.
Bir gün Sultan II.Mahmud Alemdar Mustafa Paşa’yı huzuruna çağırarak amcası III.Selim’in kurmak istediği Sekban-ı Cedit ocağı hakkında münakaşa etti ve uzun istişareler sonucu karar verildi. Sekban-ı Cedit ocağı kurulacak, uzun zamandır yoldan çıkmış Yeniçeri Ocağı kaldırılacaktı.
Bu kararın verildiği günlerde Rusçuk Yaranı denilen II.Mahmud’u tahta çıkaran devlet makamlıları iyiden iyiye azıtmıştı. Rüşvet alıyor, kendi yakınlarını makam sahibi yapıyorlardı. Devletin çıkarlarından çok şahsi çıkarlarını düşünmeye başlamışlardı. Alemdar Paşa da bu kişiler tarafından kışkırtılıyor “Tahta sen çıksaydın” gibi hatsiz kelamlar kullanıyorlardı. Alemdar Paşa her ne kadar bunları kale almıyor gibi yapsa da yavaş yavaş kibrine yenik düşüp padişaha üstten bakmaya başlamıştı.
Sultan II.Mahmud bunların farkına varıyor, her ne kadar bu durumdan rahatsız olsa da sesini çıkarmıyordu. Halk da bu olanları duymuş, kendi aralarında “Padişah daha ne durur?” diye konuşmaya başlamıştı. Sonunda Sebkan-ı Cedit meselesini de duyan yeniçeriler kazan devirip ocak ağası Mustafa Ağa’yı öldürdüler. Güneşin batıdan doğduğu bir gün hükümet kapısına dayanarak “Alemdar’ın azlini isterüz!’’ diye naralar attılar.
Sonunda Alemdar Mustafa Paşa’nın konağına kadar gittiler. Durumun sandığından ileri gittiğini gören Mustafa Paşa eline tabancasını alarak yüzlerce yeniçeriye karşı konağını müdafaaya başladı. Hatta saatlerce kapıdan tek yeniçeri sokmadı. Padişahtan medet bekliyordu. Nihayet II.Mahmud’dan ses çıkmadığını gören Paşa konağındaki küçük çaplı cephaneyi patlattı.
Kendisiyle beraber 800’e yakın hayata gözlerini yumdu. Yeni kurulan Sebkan-ı Cedit ocağı yeniçerilerin isteğiyle kaldırıldı. Sultan Mahmud ordunun karışmasını istemiyordu.
Nitekim Osmanlı’nın bu tür iç karışıklıklarında ele avuca sığmayan Ruslar yine yapacağını yapmış ve Bosna Hersek’e saldırmıştı. Bunun üzerine zafere susamış olan Sultan Mahmud, Sadrazam Yusuf Ziyaüddin Paşa’ya harp emrini verdi. Yusuf Paşa çok geçmeden orduyu toplayarak Tuna Nehri’ni geçti. Burada Rus ordusuyla karşılaşan Osmanlı ordusu yapılan harpte muvaffak oldu.
Osmanlı ordusu muvaffak oldu derken yeniçerilerin oluşturduğu orduyu düşünmeyin. Yeniçeriler Osmanlı’nın bu denli karışık yıllarında harp için hazineden üç kat para istemişler, verilmediğini görünce harbe katılmamışlardır. Bunun üzerine zor durumda kalan Sultan Mahmud ise seferberlik ilan ederek orduya halktan asker toplamıştır.
İşte böyle bir ordu tam teçhizatlı eğitimli Rus ordusunu mağlup etmiştir.
Ruslar bu büyük yenilgiden sonra Osmanlı ile masaya oturmak istedi. Sultan II.Mahmud’un da kabulü ile 28 Mayıs 1812’de Bükreş Antlaşması imzalandı.
DEVAM EDECEK…
(Koyup kaldırmada ikide bir kazanı, Kazan devrildi söndürdü ocağı.)
*Diğer sayıdan bir kesit
