Rasullah’ın Havarisi Zübeyr B. Avvam
Nübüvvetten on altı yıl önce yani miladi 594 senesinde Hz. Peygamber gibi Mekke’de yetim olarak doğdu. Annesi Abdülmuttalib’in kızı, Hz. Hamza’nın ana-baba bir kardeşidir. Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber’in ise öz halası Safiyye binti Abdulmuttaliptir. Babası ise Efendimiz’in ilk eşi Hz. Hatice’nin kardeşi Avvam’dır.
Safiyye annemiz Hz. Zübeyr’e hamile iken Avvam, babası Hüveylid ile beraber Ficâr savaşına katılmıştır ve ikisi de bu savaşta öldürülmüştür. Hz. Zübeyr yetim olarak doğmuştu. Onun da baba şefkatine ihtiyacı vardı ve bu ihtiyacını karşılayacak olan da amcası Nevfel’den başkası değildi. Hz. Zübeyr kendisine baba şefkatiyle yaklaşan amcasına baba gözüyle bakıyor, sanki onu babasıymışçasına seviyordu.
İSLAM’A GİRİŞİ
Hz. Zübeyr 16-17 yaşlarındaydı. Kutlu vahiy gelmişti. Hz. Hatice, Hz. Ali, Hz. Ebubekir ve Hz. Zeyd b. Harise (r.a.h) İslam ile şereflenmişti. Allah Teala iman edenlerin beşincisi olmayı Hz. Zübeyr’in kaderine yazmış, Hz. Ebubekir’i de buna vesile kılmıştı. Amca Nevfel Hz. Zübeyr’in iman etmesine karşıydı. İlk önce sözlü uyarılara başladı “Muhammed ile bir daha görüşmeyeceksin!” dedi. Ancak Hz. Zübeyr için değişen bir şey olmadı, bunu gören amca fiili uygulamalara başvurdu: İlk olarak ev hapsinden başladı ancak bu yöntem de fayda vermedi. Hz. Zübeyr her seferinde bir yolunu buluyor ve Hz. Peygamber’in yanına gidiyordu. Artık amcası ev hapsinin bir çözüm olmadığını anlamış olacak ki bu sefer işkence yapmaya başladı.
Ama bu da Hz. Zübeyr için bir engel değildi. Ne Nevfel’in yapacağı işkenceden korkuyordu ne de İslam davasına olan bağlılığından vazgeçiyordu. Bu durum Nevfel’in zoruna gitmişti. Yeğenine insanın vicdanının el vermeyeceği işkenceler yapmaya başladı. Hz. Zübeyr’i bir hasırın içine sardı. Sonra hasırı iyice bağlayıp, onu tavana astı. Bazen odada ateşler yakıyor, Hz. Zübeyr de dayanamayıp baygın düşüyordu.
Nevfel bu kadar işkenceden sonra “Hz. Zübeyr, maruz kaldığı bütün işkencelere rağmen dilinden tevhidi düşürmüyor, ‘Ahad! Ahad!’ diye inliyordu. “Ne yaparsan yap amca! Kesinlikle geri küfre dönmem.” diyordu. Bunun gibi işkenceler tam beş sene boyunca aralıksız bir şekilde Resulullah Habeşistan’a hicret emri verinceye dek devam etti.
ALLAH YOLUNDA ÇEKİLEN İLK KILIÇ
Habeşistan’a hicretten birkaç sene sonra nübüvvetin onuncu senesiydi ki bu yıl ilerde hüzün yılı olarak akıllara kazınacaktı. Resulü zişan Efendimiz bu sene önce amcası Ebu Talib’i, sonra da sevgili eşi, kerime’si Hz. Hatice’yi yitirmişti. Haliyle bu sene Hz. Peygamber için zorlayıcı bir şekilde geçiyordu.
Vefat haberleri Habeşistan’a ulaşınca sadakat ve feraset sahibi olan Zübeyr b. Avvam “Ben böyle zor bir zamanda elbette Resulullah’ın yanında olmalıyım.” diyerek Habeşistan’dan Mekke’ye doğru yola koyuldu. Hz. Zübeyr Mekke’ye döndükten sonra Efendimiz’e ve Müslümanlara yapılan baskıların iyice çoğaldığı o günlerde bir anda duyduğu bir haberle sarsıldı.
Gelen haber sarsıcıydı; Hz. Muhammed Mustafa’nın öldürüldüğü söyleniyordu. Müslümanların göz aydınlığı, yol rehberi olan Allah Resulü vefat etmişti. Hz. Zübeyr “Hz. Muhammed’in olmadığı bir dünyada yaşamanın ne anlamı olabilir ki?” dercesine kılıcını aldığı gibi kendisini dışarıya attı. O sırada duyguları birbirine karışmıştı.
Öfkesi patlamak üzere olan bir yanardağdan daha hiddetli ve şiddetli iken üzüntüsü de tavan yapmıştı. O an tek bir şey düşünebiliyordu ve tek bir şey amaçlıyordu: Resulullah’ın katilini bulup elindeki kılıcı onun boynuna indirmek..
Hiç kimseden korkmaksızın Mekke sokaklarında geziyordu ki bir anda gördüğü manzara onu hayrete düşürmüş, her yanını bir sevinç kaplamasına sebep olmuştu. Karşısında duran, Resulullah’ın ta kendisiydi
Resulullah Hz. Zübeyr’in bu halini görünce sordu:
-Neyin var Ey Zübeyr?
-Ya Resulullah! Senin öldürüldüğünü duydum ve kılıcımı çekerek sokağa çıktım.
Allah Resulü Hz. Zübeyr’e şöyle bir baktı:
-Peki o kılıç ile ne yapacaktın?
-Vallahi, ya Resulullah! senin öldürüldüğünü duymuştum, eğer gerçek olsaydı seni öldüreni öldürmeden bu kılıcımı yerine koymayacaktım.
Tüm bu fedakârlıkları ve Resulullah’a olan derin bağlılığı, Zübeyr b. Avvam’ı İslam tarihinin ilk havarilerinden biri olarak öne çıkarır. İşte Zübeyr b. Avvam böyle bir imanla yetişti. O, İslam’ı güvenli bir zamanda değil; ateşin, işkencenin ve yalnızlığın ortasında seçti.
Henüz ümmet bir bütün değilken, o imanını bir kılıç gibi kuşandı. Allah yolunda çekilen bu ilk kılıç, bir öfkenin değil; sadakatin, vefanın ve teslimiyetin sembolüydü. Zübeyr b. Avvam, Resulullah’ın havarisi olarak yalnızca onun yanında durmadı; onun yokluğuna bile tahammül edemeyen bir iman ahlâkını temsil etti.

Cok guzeldi anlam kazandırdı bana sevdim başarılarınızın devamı dilerim