Genç Osman’ın Kırık Tahtı
3 Kasım 1604’de Mahfiruz Valide Sultandan I.Ahmed Han’ın en büyük evladı olarak dünyaya geldi. Arapça, Farsça, Yunanca, Latince ve İtalyanca dillerini öğrenmesi ve Matematik, Edebiyat, Tarih ve Coğrafya alanlarında ilerlemesiyle kendini başta babası I.Ahmed Han olmak üzere herkese kanıtladı.
Günler 22 Kasım 1617’yi gösterdiğinde Sultan Ahmed Han ardında binlerce kişiyi yetim bırakarak Dünya’dan elini çekti ve Azrail’e ruhunu teslim etti.
Şimdi Akıllarda bir soru dolaşıyordu ‘’Ölen sultanın yerini kim dolduracaktı?’’ başka bir deyişle ‘’Kim doldurabilecekti?’’ Darü’s saade Ağası Mustafa Paşa, kardeşleri arasında en büyük olması sebebiyle tahta Şehzade Osman’ın oturmasını istiyor, “Gözlerim başkasını görmez.’’ diyordu. Lakin Şeyhülislam Esat Efendi ve Sofu Mehmed Paşa onunla aynı düşünmüyor, tahta I.Ahmed Han’ın kardeşi, Şehzade Osman’ın amcası Şehzade Mustafa’nın geçmesini istiyordu.
Şehzade Mustafa Abisinin taht hayatı boyunca oda hapsinde kalmış, on dört yıl boyunca kendisini Hakka adamış ve başını secdeden ayırmamıştı. Yıllar Boyunca aynı odada kalması nedeniyle de neredeyse akli dengesini yitirmişti. Sonunda Mahpeyker Kösem Sultan’ında desteğiyle tahta Şehzade Mustafa oturdu. Bu hadiseyle yüzyıllardır bozulmayan Osmanlı Geleneği bozulmuş, bu zamana kadar babadan oğula geçen taht bu sefer kardeşe geçmişti.
Çok geçmeden akli dengesi yerinde olmayan Padişah Batı’da “Deli Mustafa’’ olarak anılmaya başlamıştı. Osmanlı ahalisi Sultan Mustafa’dan padişah olmayacağını konuşuyordu. Buna rağmen Esat Efendi ve Sofu Mehmed Paşa kararından dönmüyor “Zamanla düzelir.’’ diyorlardı.
Akıbetinde Esat Efendi ve Mehmed Paşa, Sultan Mustafa’nın Osmanlı’yı hakkıyla yönetemediğini kabul ederek Darü’s Saade Ağası Mustafa Paşa’ya gittiler.
Bir gece ansızın birkaç yabancı hizmetçi silahlandırılarak Kösem Sultan’ın odası kilitlendi. Sultan Mustafa doksan altı günlük saltanatından sonra tahttan indirildi. Şehzade Osman artık hakettiği tahtına oturuyordu.
Sultan Osman tahta çıktığında babasının vefatından sonra kendisini değil de amcasını destekleyenleri cezalandırdı. Nitekim Mehmet Paşa’yı görevinden azletmiş, Esat Efendi’nin de elinde sadece fetva verme yetkisini bırakmıştı.
Sultan Osman tahtta oturduğu sıralar Lehistan, genç padişahın küçüklüğünden ve tecrübesizliğinden faydalanmak isteyerek Osmanlı sahillerini vurmaya başlamıştı. Sultan Osman’ın iyiden iyiye sabrı taşmaya başlamıştı. Lehistan üzerine sefer yapmak istediğini paşalarının yanında dile getiriyordu lakin paşalarının neredeyse hiçbiri bu görüşe sıcak bakmıyordu.
Bir Sultan düşünün ki gençliğinin baharında vahşice dünyadan çekip alınan!!!”
Sonunda Hotin Kalesinin de işgal edilmesiyle Sultan Osman kesin bir dille kararını ortaya koydu. Osmanlı ordusu Lehistan üzerine yürüyecekti. Sadrazam Ali Paşa Sefer hazırlıkları emrini aldıktan bir müddet sonra yakalandığı bir hastalıktan dolayı hayatını kaybetti.
Bunun üzerine Sultan sadaret makamına Hüseyin Paşa’yı getirerek hazırlıkların devam etmesini istedi. Hazırlıklar yapılırken Boğdan Voyvodası Gratyani’nin isyan edip büyük bir orduyla Lehistan’a katıldığı haberi geldi.
Sultan Osman Han bu haber üzerine öncü birliğinin başına İskender Paşa’yı vererek Prut nehrini geçip ilerlemelerini emretti. Yola çıkan İskender Paşa çok geçmeden Stanislav Zolkiyoveski’nin ordusuyla karşılaştı. Bu ordunun içinde isyan eden Boğdan Voyvodası Gratyani’de bulunuyordu. İskender Paşa bu savaştan muazzam bir galibiyetle ayrılarak Gratyani’yi idam ettirdi.
Tarihler 29 Nisan 1621’i gösterdiğinde Osmanlı ordugahı kurulmuş çok geçmeden de Padişah ordugaha teşrif etmişti. 21 Mayıs 1621 günü ordu harekete geçti. 31 Mayıs’da Edirne’ye ulaşan orduya bahşiş dağıtıldı ve bu dağıtımı bizzat Sultan Osman yaptı.
II.Osman’ın dağıtımı bizzat kendisinin yapması ve eli kapalı davranması Yeniçeri ağalarının hoşuna gitmemişti. 1 Eylül günü Osmanlı Ordusu Hotin Kalesi önlerine geldi. Düşman ordusu da Kral Sigismond’un oğlu Viladislav Kumandanlığıyla kale önünde yerlerini almışlardı. İki ordunun da sayıları yaklaşık yüz bin kadardı.
Küçük karşılaşmalardan sonra 15 Eylül günü Padişahında orduya iştirakiyle bu zamana kadar yapılan en büyük taarruz vuku buldu. Karakaş Mehmed Paşa düşman karargahına giderek Osmanlı sancağını dalgalandırdı ama onu kıskanan Sadrazam Halil Paşa’nın yardım etmemesiyle çok geçmeden şehit düştü. Böylelikle bu taarruzda sonuçsuz kaldı.
Yeniçerinin isteksiz ve paşaların şuursuz hareket etmeleri Sultan Osman’ın sabrını taşırmaya başlamıştı. Nihayet sonuncu olan beşinci taarruz emrini de verdi. Kırım Atlıları ve Rumeli Tımarlılarının bu hücumda canlarıyla ve başlarıyla savaşmaları, Yeniçerinin isteksizliklerinden dolayı bir işe yaramadı ve bu taarruz da diğerleri gibi sonuçsuz kaldı. Sonunda sabrı tamamen taşan Sultan Osman, yüz Yeniçeri ’nin kellesini kestirdi.
Ok yaydan çıkıyor, Yeniçerilerin ve Sultan’ın arası her geçen gün açılıyordu. Sultan Osman kralın gönderdiği barış teklifini birtakım şartlar ve vergilerle kabul ederek İstanbul’a döndü. İstediği zaferi elde edememişti. Bunu tamamen Yeniçerilerin isteksizliği üzerine bağlıyor, etrafında bulunan devlet işlerinden anlamayan paşalarında doldurmasıyla Yeniçerilere olan öfkesi artıyordu.
Neticede Yeniçeri ocağının kaldırma kararı alan Sultan Osman Hacca gitme bahanesiyle Mısır ve Şam’dan asker toplamak için yola çıktı. Bu karara ağır tepkiler almasına rağmen kararının kesin olduğunu bildirdi.
Sultan Osman’ın bu hareketiyle tam manada ok yaydan çıktı. Yeniçeriler “Sultan Mustafa’yı isteriz!’’ nidalarıyla sarayın üçüncü avlusuna kadar geldiler. Bunu gören Sultan kendisine bağlı kalan Ali Ağa’nın konağına sığındı. Ali Ağa isyancılarla konuşmak için Orta Camii ’ye gitti. Sultan Osman’ın vaatlerini bildiriyordu ki daha kelamını tamamlayamadan şehit edildi. Sultan Osman, Ali Ağa’nın konağından alınarak başı açık olduğu halde uyuz bir ata bindirildi.
Osmanoğulları’na yapılmayacak ve bu zamana kadar yapılmayan hakaretler ettiler. Sultan Mustafa tahta çıktıktan sonra Şehzade Osman’ın Yedi Kule zindanlarına götürülmesini emretti.
Sultan Osman götürüldüğü günün gecesi 20 Mayıs 1622’de Davut Paşa’nın Cebecibaşı ve Kalender uğrusuna verdiği emirle on cellat tarafından kementle idam edildi.
