Divan Şiirleri

Izdırabın Manası

Her zilletin elbette bir izzet var içinde

Seyret çeh-i Ken’ân’ı ne avar içinde

Gücümün yettiği kadar içten bir besmele getirdikten sonra, Üstat Mehmet Akif Ersoy’un hissiyatıyla ‘’korkma’’ diyerek başlamak istiyorum satırlarıma…

‘‘Korkma Ey yolcu, gücenme hayata, düşme ümitsizlik çukuruna! Emin ol ki her inişte muhakkak bir çıkış vardır. İnsanın çektiği her acı, her ıstırap, aslında gelecekte feraha kavuşacağının alametidir.’’ diyerek başlıyor Şeyh Galip mısrasına.

Allah hiç kimseye kaldıramayacağı yük vermediğini söylüyor Kuran-ı Kerimde. Kafamızı yastığa dayadığımızda “en iyi’’ olduğumuz şeyi düşündüğümüz zaman gelen cevap hemen hemen aynıdır; en çok çaba sarf ettiğimiz, hakkında en çok düşünüp telaşa düştüğümüzdür.

Mesela bir yazar yeri gelir yazmaktan usanır, yeri gelir bir dostunun teşviki ile yeniden başlar. Kim bilir güzel yazamadığını düşünerek kaç sayfayı buruşturup çöpe atmıştır. Veya bir sporcu, bir iş adamı, bir mimar, ressam, şair ve binlercesi…

Allah’ın kaidesi şudur; zahmetsiz rahmet olmaz. En doğrusu da bu olmalı. Zira gerçek lezzet o zaman alınır. Aslında intihar sebebi bile olabilir zahmet çekmemek.Bir hayal düşünelim. Okul birincisi olmak gibi. Her gün çalışmadan, yatarak vakit geçirelim ve son gün müdür tarafından okul birincisi ilan edilelim. Nasıl olurdu, içinizdeki kıvılcım diner mi?

Zengin bir adam… o kadar ki; istediği her şeye anında sahip olabiliyor. Acaba o zaman hayatın bir manası kalır mıydı?İstenilen arabaya, istenilen villaya, çaba sarf etmeksizin ulaşılabiliyor, İstenilen mekanlar en lüks şekilde geziliyor. Yani bir şeyler arzulamaktan mahrum bir insanoğlu… her şey elinin altında.

Oysa insanı ayakta tutan, ona heyecan veren mana, arzu ettiği hayale hemen kavuşamaması, onun hayaliyle yanıp tutuşması değil midir?Yahut zengin olmayan bir insan, fakat hayali bir hedefi yok. “Neden yaşadığının farkında olmamak’’ neslimizin en büyük sorunu. İnsan ne yapacağını nasıl yaşayacağını bilmiyor, haliyle depresyon denilen illete müptela oluyor.

‘‘İşleyen demir pas tutmaz.’’ İnsan işlemeye işlemeye pas tutuyor, yani depresyona giriyor. Bu depresif hal Allah’ın bize gönderdiği bir ikazdır;Kulum, sen bu dünyaya başıboş gelmedin. Bazı sorumlulukların var. Yerine getirmezsen işte böyle sıkılır, acı çekersin.’’

İkinci satırda Şeyh Galip, her inişte bir çıkış olduğunu somut bir delil ile teyit ediyor.Kıssaların en güzeli olan Hz. Yusuf’un hayatı ile. ‘’Çeh-i Kenan’’ yani Hz. Yusuf’un kardeşleri tarafından atıldığı kuyu.Ailenin en küçüğü olan, abileri tarafından çok sevilen Hz. Yusuf kıskanıldığı için yine o abileri tarafından kuyuya atılıyor. Günlerce kuyuda mahsur kalıyor, Mısır’a giden bir kafile tarafından kurtarılıp, köle olarak satılıyor. Hapse girip, iftira atılıyor.Bir kuyu hadisesiyle başlayan işkenceli serüven yıllarca ıstırap ve acı içinde devam ediyorsa da nihayetinde Hz. Yusuf Mısır’a sultan oluyor. Esirlikten sultanlığa uzanan bu ibretlik kıssa Kuran-ı Kerimde uzun uzun anlatılır…

Şeyh Galibin şu iki satırdaki maksudu; Sıkıntıya düşen bir insanın isyan etmek, oflayıp puflamak yerine sabır etmesi gerektiğidir. Çünkü Allah’ın izniyle işin sonunda başımıza gelen bela hayırlı olacaktır.Haşa Allah’ın kimseye bir garezi yoktur. Hayatın manası daima Allaha tevekkül etmemiz ve ona sığınmamızdır. Zira Müslümanın dünyası imtihanlarla çevrelenmiştir. Başımıza gelen musibetlere sabır etmezsek imtihanları geçebilir miyiz?Tıpkı ağaç olmak isteyen küçük bir tohum gibi, evvela toprağın dibine kadar girmemiz gerekiyor ki; o batışımız, ağaç olarak yükselmemize vesile olsun.

“Kolun mu kırıldı? Üzülme! Belki de Allah sana kanat verecek…’’

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir