İstiklal Mütalası

Bir İstiklal Mutalaası-IV

Ben çok eski asırlardan beri hür yaşamış bir milletim. Bundan sonrada hür yaşamaya devam edeceğim. Hangi had hudut bilmez bana zincir vurmaya kalkışır. Bu hangi çılgındır ki aklını yitirmiştir. Bu ne cesarettir ki yolunu kaybetmiştir. Ben bendime sığmamışım.

Kükremiş seller misali önümde engel tanımaz, dur durak bilmeyen bir akışla engelleri çiğner geçerim. Ben bu engelleri dağlar kadar olsa da yıkar ve parçalarım. Bitmek tükenmek bilmeyen sonsuz bir hür yaşama azmiyle coşarım. Şair şiirinin bu dörtlüğünde genel bir Türk tarihi betimlemesi yapmıştır.

Dolayısıyla bu meziyet Türk milletinin asırlık kahramanlığını, asla esaret altında kalamayacağını ve gösterir. Her ne vakit böyle bir tehditle hatta imkânsız zannedilen zorluklarla karşılaşsa da onun hakkından gelmeyi başarmış ve istiklalini yine korumuştur.

Bundan dolayı hürriyet için gereken her neyse onu yapmaktan kaçınmamıştır.

Bu hürriyeti yıkmak için çalışanlar; Türk milletinin, hürriyetinden ve bağımsızlığından bir parça dahi ödün verebileceğini sananlar ancak tarihten yok olmaya mahkum kişilerdir.

Kıta, yapısı gereği ezelden beridir tutsaklığı kabul etmeyen, hiçbir kimsenin boyunduruğu altına girmemiş, “aslı aslına nesli nesline, asıl nesil asım nesline” deyişiyle bu milletin, bundan sonra da herhangi bir kısıtlamayı asla kabul edemeyeceğini bize haykırmıştır.

Bu vurgunun büyük bir önemi haiz olmasının nedeni hür olmayan bir devletin, diğer devletlerin özerkliğine girme, ya da onların sömürgesi olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasıdır.

Beni zincirden olan prangalarla engellemeye çalışmak şöyle dursun, mazime bakarak bu tarz düşüncelere kapılmak ancak yitik akıllardan çıkmış çıldırmış fikirlerden başka bir şey değildir.

Bundan dolayı hakikaten hala böyle düşünen insanlar kaldı mı diye kendime dönüp sorduğumda şaşkınlığım onların çılgınlığına denk olacaktır.

Bu istiklal uğruna olan çırpınmalar beni yıldırmadı. Aksine bana daha çok şevk katarak kükremiş sel görünümüne büründürdü. Bundan dolayı şahlanmışım ve önüme çıkan her engeli ya kendim gibi akıtmışım ya da dayanılmaz coşkumun bir gereği olarak taraf durma niyetindekilere helak yolundan başka bir yol vermemişimdir.

Öyle ki ben hedefe giden yolda kendimi bile çiğnemekten geri durmamışımdır. Bu da benim bu düşmanlığımın kişisel değil, yalnızca vatan denilen mukaddes hedefin uğrunda olduğunu gösterir.

Yoldaki engeller bizzat benimle alakalı olsa da taviz vermeyi çirkin görüp kendimi boş vermişimdir. Böylece potansiyellerimin üzerine çıkıp kendimi aşmak için hiçbir gayreti esirgemeyeceğim.

Kişilerin ve cemiyetlerin büyüklüğü muhatap oldukları derdin büyüklüğüne göre ölçülür. Bu engelin büyüklüğünü vurgulamak amacıyla dağlar örnek verilmiştir. Önümüze set olan bu dağlar kadar büyük engelleri yırtarım, önümü açarım ve yoluma devam ederim. Aynı şekilde engin dehlizlere, derin okyanuslara ne cismim ne de ismim sığabilir.

Bir kişi düşünün:

Kükremiş seller gibi çehresi, kendisini çiğneyip aşan cesareti, dağları yırtan kuvveti, enginlere sığmayıp taşan büyüklüğüyle karşınıza çıksa ne yapabilirsiniz ki. İşte bu vasıflara sahip bir millete zincir vurmayı düşünmek çılgınlığın en şaşırılacak derecesidir. Zaten ezelden beridir istiklal ve hürriyeti daha çok kimse hak edemezdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir